Ege İnci'nin Yazar Derya Cesur İle Röportajı

Ege İnci'nin Yazar Derya Cesur İle Röportajı

PAYLAŞ

Ege İnci’nin Yazar Derya Cesur İle Röportajı

1.Kısaca kendinizi anlatır mısınız?
Merak eden, heves eden, öğrendiği her yeni şeye şükreden, oynayan, yazan, söyleyen, dünyasında ağaca, denize, göğe, güler yüze, tatlı dile yer açmayı seven biriyim diyelim kısaca. Etiketlerim beni tanımlamaktan öte, sınırlayan şeylerdir.

2.Ne kadar zamandır yazıyorsunuz?
Yazmanın arındırıcı etkisini hissettiğim günden beri  yazıyorum. Lise günlükleri ile başlayan ve biçim değiştirerek bu güne dek uzanan, bir yolda olma hali yazmak.  Usta hikayeci Sait Faik’in de dediği gibi “Yazmasam deli olacaktım.”

3. Yazmanızda en büyük etken nedir?
Yaşıyor olmak. Beckett,  Endgame adlı oyununda “Dünyadayız ve işte bunun çaresi yok,” der. Hiç dolup da taşmayan bardak olur mu? Sanırım yıkıcı bir taşkınlık yerine onarıcı bir taşkınlık bu. Bir tür dengede kalma hali.

4. Yazarken çektiğiniz en büyük zorluk nedir peki?
Yazmanın en zor safhası başlamaktır. Sayfaya ilk cümleyi atmak… Yazan, anlatmayı dert edinen insanın gün içinde onlarca tema geçer aklından.  Bunlar olağanüstülük barındıran şeyler de değildir üstelik. Basit, hemen hemen herkesin gün içinde deneyimlediği karşılaşmalardır. Lakin yazan insan o basit şeyler üstünde ince hesaplar yapar. Akan zamanı bir an için dondurup bir nesnenin, yolun kenarında kurumaya yüz tutmuş ağacın, yüzüne değen rüzgarın hikayesini düşünür. Sonra içinde onu anlatmakla ilgili coşkun bir istek duyar; lakin dünyanın işi hiç bitmediğinden masasına oturup kalemi eline almakta zorlanır. Öyle olunca ağaç dursa bile hikayesi uçar gider.

5. Kitabınız daha çok hangi yaş gruplarında ilgi çekiyor?
Kitap basılalı henüz 10 gün oldu. Bu soruya yanıt vermek için çok erken. Ancak şunu söyleyebilirim ki kendiyle göz göze gelmek isteyen, bulduğunda gülümseyip, belli belirsiz başını sallamayı seven her kadın ve erkek Kar Kavalı’ndan keyif alacaktır.  Nasıl hissettiğimizin ve düşündüğümüzün yaş ve cinsiyet durumlarımızdan ziyade hangi yollara girdiğimiz, hangi sapaklardan döndüğümüz ve dünyayı hangi renkte algıladığımızla ilgisi vardır. Bu nedenle bu kitap kadın ya da erkek, bir genç ya da yetişkin için sınıflandırılamaz. Dünyayı “neden ve nasıl?” sorularıyla yordamaya çalışan, yanıtlar ararken yalnızlığı ile barışan herkes bu kitabın okuyucusu olabilir.

6. Yazılarınızın esin kaynağı var mı?
İnsan daima anlatmak derdindedir ; hüznünü, sevincini, aşkını, hayalini, dünya ömrünün her türlü ahvalini. Kimi insan bunu bağırarak, bir diğeri şarkı söyleyerek, resim yaparak, sokak duvarlarına slogan yazarak, kimi konu komşuya dert yanarak yapar. Yazmak anlatmanın en muktedir yoludur ve ben onu seçtim. Aynı zamanda tiyatro oyunculuğu geçmişim var ve sahnede de anlatmayı seviyorum. Sözümü söyleyecek sağlam bir yer bulduğumda bunu mutlaka değerlendiriyorum. Bunları yaparken adına “esin” dediğimiz şey bir yerlerden çıkıp gelmiyor. O zaten hep benimle. Başımı yukarı kaldırdığımda gördüğüm manzarayı herkesten farklı yorumlamamı sağlayan şeyin adı “esin”. Muhteşem bir yaratılış hikayesinin akılla donatılmış ‘insan’ parçacığıyım ben. Baktığım her yerde mucize görüyorum. Havada, suda, toprakta, canlı ve cansız her parçada. Bakmasını bilen insanın harici bir ilham perisine ihtiyacı olmaz diye düşünüyorum.

7. Beğendiğiniz ve kitaplarını okuduğunuz bir yazar var mı?
Çokça yazar ve çokça kitap…Özellikle birini seçip buraya koymam çok zor. Ancak düşünme biçimime yön veren yazarlardan örnek vermek gerekirse mutlaka Kemal Sayar, Hüseyin Özbay, Stefan Zweig ve Kundera, George Orwel diyebilirim.

8. Peki yazarlarla görüşme imkânınız oldu mu? Bir araya geldiniz mi hiç?
Hüseyin Özbay iletişimde olduğum bir yazar ve pek çok değerli arkadaşımın hocasıdır aynı zamanda. Türk dili uzmanıdır. Ben akademik olarak öğrencisi olamadım ama öğrenmek mekan tanımaz bir eylem. Geçtiğimiz günlerde güzel bir karşılaşma daha yaşadım. Yazarlığı ile bilinen, ancak Trt ‘de yayınlanan Payitaht Abdülhamit adlı dizide Tahsin Paşa’yı canlandırdığı için son dönemde aktörlüğü ile de aklımızda yer edinen Bahadır Yenişehirlioğlu ile sohbet şansını yakaladım. Samsun İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün düzenlediği bir etkinlik kapsamında çevrimiçi bir söyleşi gerçekleştirdik ve etkinliğin moderatörlüğünü yaptım. İyi ki de yapmışım. Enerji dolu, samimi, nüktedan bir insan sayın Yenişehirlioğlu. Çok verimli, dinleyicilerin de çok keyif aldığı bir sohbet oldu.

9. Konularınızı nasıl seçiyorsunuz?
Onlar beni seçiyor diyebilirim. Yazan herkes için durum benzerdir. Konu, hayattan bağımsız bir şey değil. Bakmasını bilirsek her yerde yazılacak bir hikaye duruyor. Bir film, bir şarkı, bir fotoğraf, bir yolculuk, bir insan… Sabah ekmek almak için evden çıkıp fırına giderken içinden geçtiğimiz an… Ben kısa, ‘yaşamaya dair’ yazılar yazıyorum. Benim konum, hepimizin alışıldık hayatları arasından çekip çıkardığım şeyler. Kar Kavalı için açtığım sosyal medya hesabı biyografi bölümünde de yazıyor; basit şeyler üstün ince hesaplar…

10. Peki son olarak buradan okurlarınıza seslenmek isteseniz ne derdiniz?
Bir kitaba para vermek bir insanın hayatı boyunca yapabileceği en değerli harcamadır.  Üstelik çoğu kez dışarıda yediğimiz bir öğün yemekten daha azdır bedeli. Ona ayırdığımız zaman kendimize yaptığımız en anlamlı yatırımdır. Zaman harcadığımız pek çok şey bizi yalnızca tüketime yönlendirirken ‘kitap zamanı’ bizi çoğaltır. Kar Kavalı’nı  mükemmel bir eser olduğu için değil; fakat kendi hayatlarından izler taşıdığı, o izleri masalsı bir dille anlattığı için sevecekler diye düşünüyorum. Okuyan herkesin yorumlarına kar_kavali adlı hesaptan yer vereceğim. Merakla bekliyorum.

Derya CESUR

Röportaj Ege İNCİ

  • Etiketler
HABERİ PAYLAŞ:

Yorumlar / 1

  • Emine Duman | 27 Şubat 2021 13:33

    Şiirsel anlatımıyla sizi büyülü gerçeklere sürükleyecek “hayatımdaki boşluğumu dolduracak aradığım cümle işte bu !”diyeceksiniz okurken. Mutlaka okuyun eksik kalmaya layık değilsiniz.

BUNLARA DA BAKIN