Lüks Sandıklarımız, İhtiyaç Eksiği


Lüks Sandıklarımız, İhtiyaç Eksiği…
Hayat boyu hepimize iş, para, araba, ev sahibi olmamız söylendi. Bunları nasıl, hangi şartlarda etik, bahseden belki de hiç olmadı çoğumuza. Hepimizde bir lüks hırsı aldı, yürüdü de, acaba çevremizi irdeleyebildik mi o sürede. Pek de zamanımız olmadı deniyor maalesef genelinde. Peki bu hırs, para ve hedeflerle mutluluk var mı ellerinizde?
Avrupa ülkeleri, Türkleri nasıl yok edebiliriz diye araştırmalarını sürdürürken, aile hayatını, aileye bakış açısını, kadınlarına verdiği değeri ve İslama olan inancımızı yok edebilirse, bizi yok edebileceklerine kanaat getirmişlerdir. Bunun için tabi hemen içimize nice işlevler ile bunu yok etmeye başlamıştır. Bugün benim için en önemli sıkıntı olarak gördüğüm, inşaat sektörü, mutlu olmamız gereken ancak şimdi kasıntılı haline gelen yuvalarımızda nasıl başarılı olmuşlar gelin onun farkına varalım.
Bizim eski evlerde yaşayanlar bilirler ki, bizim evlerimiz sıcacık sobalar ile tek odada 10-15 kişilik cıvıl cıvıl çocuk sesleri ile coşan, imkansızlıklarla mutluluk içinde yaşamayı başaran bir aile duruşu oluştururdu. Evet zordu belki ama mutlu ve sorumlu nesiller yetişirdi o evlerde, kimse duyarsız kalamazdı. Çünkü herkesin yaşantısı ortadaydı. Özel kavramı sadece cinsiyet kavramı ihtiyaçları için vardı. Ergenlik çağı gibi olgular oluştuğunda. Peki ne oldu da o ortamda mutlu olup, o ortamı özleyen kişiler, kendi çocuklarına lüks hayat diye tüm hayattan damarları kopuk nesil yetiştirmekte anlamış değilim.
Avrupa kendi iletişim sorunun sebebini, yaşadıkları 3+1 evlerdeki lüks sandıkları yaşamdan oluştuğunu farkettikten sonra, kendileri bizim eskiler gibi 1+1 Amerika mutfak evlere talep etmiş, teşvik etmiş, oralarda yaşam sürdürüp, toplumsal iletişimi arttırmış. Bizim toplumumuza da Lüks ve Modern evler olarak kendilerinin  sorunlu olduğu, iletişimi kopardığını düşündükleri, 3+1, 4+1 Yatak bölümü ve Yaşam Bölümü diye ayrılmış evleri empoze etmiştir. Bizim de modern hayat kavramına takıntımız kısa sürede maalesef ülkemizi ablukaya almıştır.
Bu evlerde doğalgaz var, heryer sıcak rahatız, tabi bu hepimizin hakkı. Yalnız bu sıcaklık apartman kültüründen kaynaklanmakta, projelerden değil. Yine sobalı istemiyorsanız, yine apartman yapın, yine 3+1 olsun geniş geniş oturun da eskinin verdiği sıcaklığı koparmayacak projelerle. Çocuk odası yatak bölümüne koyulması, o çocuğun anne- babanın gece boyunca tüm özeline şahit olmasından, zihniyetinde sadece hayatın belli şeylerden ibaret sanmasından başka bir işe yaramamamaktadır. Çocuk odası çocuğun yatacağı yer değil, çocuğun rahat oyunlar oynayacağı ferah bir alan olması gerekmekte ki o çocuk oyuncağını tüm eve sarmasın. Çocuk odası bu çocuğun ergenlikte ders çalışabileceği, dans edebileceği, arkadaşları ile zaman geçirebileceği yer olmalı ki, o çocuk odasında misafirlik bilinci gelişsin. Ders çalışması için istek oluşabilsin. Kocaman salonlar eskiden olurdu, misafir odası derdik orda gelen akrabalar komşular ağırlanır, yatıya kalınırdı. Misafir rahat etsin diye bu şekilde olurdu. Şimdi misafirliğe karşı zihniyetlerin, 30 m2 salonu 100 bin TLlik eşyalarla müzelik oluşturduğu odalar var.
Anneler evde mutsuz, evde her yer oyuncak, her yer kitap, çocuk odasında durmuyor. Kimse kusura bakmasın. Çocuğa yaşam alanında çocuk odası sunmazsanız, çocuk yatak odasında sadece uyur tabi onu da kucağınızda uyumaya alıştırmadıysanız. Çocuklar sürekli annesini görmek güven almak ister, siz mutfakta yada oturma odasında iken, çocuğun kapalı kapılar ardındaki odasında sizi görmeden oyun oynayabilmesi çocuk yaradılışına göre imkansızdır. Veya siz oturma odasında televizyon izlerken çocuk odasında ders çalıştığını sanmanız da yersiz. Çocuk anneyi yanında ister. Ergen ise tam tersi, odaya kapanıp, gizli kapaklı olmak ister. İkisi de tehlikelidir. Bu durumlara uygun projeler tasarlayıp, oturmadıkça hep sorunlu ilişkilerimiz olacak.
Lüks demek, ihtiyaçların karşılanmasının üstüne yapılandır. Bizim daireler daha ihtiyacımız karşılayamazken, nasıl lüks statüsüne katabiliyorsunuz. İnanın Çok müteahhit ve mimar ile görüştüm bu durumu, söylenen sizin söylediğiniz standartta evler tasarlarsanız, biz satamayız. Demek biz bu evleri iletişimimi koparmak için yarım milyon para dökerek talep etmezsek, müteahhitler de bunu yapamayacaklar. Toplumsal olarak, çocuklarımıza neler verebiliyoruz ki, neler istiyoruz bir düşünün.
Her evin istekleri ve her evin beklentileri farklıdır mutlaka, sizinde aklınızda geçmiştir şu sorular. Biz şimdi yine o zor şartlarda, soba da tek oda da mı yaşayacağız. Tabi ki hayır. Bu proje eğitimci hayatımdan sonra aldığım İnşaat Mühendisi  eğitimimden sonra, oluşmuştur, bana aittir. Sobalı evler şimdi ki şartlarda zor, yapılmış dairelerde de yeterli baca sistemi olmadığından imkansız. Ancak, şimdiki yaşadığımız evlerde birkaç ufak değişiklik ve değişim ile istediğiniz iletişimi arttırmış olabilirsiniz. Sadece kişilerin ihtiyaçlarına cevap vermek hedefimiz olması kâfi.
Evlerini ısıtmak için, önce aile bağlarını arttırmak, ihtiyaçlara cevap verebilmek gerekir. Bunlar da önce birbirinizi görebileceğiniz projeli evlerle mümkün. Bu soruna toplumsal olarak el atmamız gerekmekte. Aksi halde gelen nesil, duygusal damarları kopmuş olacağından, toplumsal sorunlar artarak devam edecektir.

Profesyonel Eğitim Koçu
İnşaat Mühendisi
Hatice HAMARAT ÖZKAN

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI