Terörün Yarattığı Zulüm, Milletçe Ciğerimizi Dağlıyor…


Küresel Eşkıyaların kontrolünde, gizli aşikâr tahrik ve destekleri altında kahpece kurulan tuzakların, patlayan bombaların söndürdüğü ocaklar, yanan ana baba yürekleri, her geçen gün artmakta… 
Dağlıca kırsalı ve Iğdır'da bölücü terör örgütünün hain saldırısında şehit düşen güvenlik güçlerimizin acısı sadece analarının, babalarının, eşleri ve çocukları ile yakınlarının değil, milletçe yüreğimizi dağlamaktadır…
Yaşananların bir anda böylesine artması, nefsinin esiri olanların, nefsini şeytana teslim edenlerin, tahriklerinde Allah’ın emir ve yasaklarını tanımaz halde vahşiyane tavır ve davranışlarının sonuçlarının neler olacağı hesabın da olmadan süreci tırmandırmakta, her yürek yangınında ağıtlar Türkçe-Kürtçe-Zazaca-Arapça yükselirken, ovuşturulan ellerin  sahiplerinin sevinç çığlıklarının lisanını fark dahi edemez hale geliyoruz.
Yaşadığımız bu hal, kurulan tuzaklarda patlayan bombaların kulakları sağır eden sesi, kiri, yıkımı, toz ve barut kokusuyla dengesinin kaybedildiği, gözlerin bu denli karadığı, kardeşe kardeşe kıydığı, göz kıpmadan tanımadığı insanlara kurulan tuzaklarla canların yok edildiği, çocukların babasız, anaların/babaların evlatsız, eşlerin korunmasız kılınmasına seyirci kalındığı toplum yapımıza manevi merkezde  bakıldığında; dün peygamberin övgüsüne mazhar olmuş necip milletin üzerine sanki şeytan musallat olmuş da, üzerine iğrenç bir pislik, anlaşılmaz bir azap yağıyor gibi…
İnanıyoruz ki; kâinatın düzeninin ve en üstün kudretin yüce Allah'a aittir. Bizden de yaşadığımız her an ve mekânda bu hakikatinin daima göz önünde tutulması istenmektedir. İman bu noktada başlamıyor mu?
Şeytana teslim olan, nesinin esiri olup da davranışlarını başkalarının iradesine terk edenlerin tutum, değer ve davranışlarının; kendi iradelerini Allah Teâlâ'nın iradesi üstüne çıkarmaya çalışmak gibi bir yanlışlığa düşmüyor mu?
Yüce Allah’ın (c.c.) Kur’an-ı Kerim’de bildirdiği“haksız yere cana kıymayı haram kıldığını, böyle bir eylemin cezasının “ebedi kalınacak cehennem olduğunu bildirdiği” ayetin mana derinliğini bilip de  kimolduğunu bilmediği, tanımadığı mümin olan, nice masum canlara kıyanlar; nefsinin peşinde, kendi iradelerini Allah Teâlâ'nın iradesi üstüne çıkarmaya çalışmak değil mi?
Yaşadığımız toplumsal zulüm, kaosYunus Suresi 100. Ayeti; 
“Allah'ın izni olmadıkça hiç bir kimsenin iman etmesi mümkün değildir.(O, akıl ve iradelerini iman tarafına kullananlara iman nasib eder). Fakat akıllarını çalıştırmayanlara ise şeytanı musallat eder, o pislikte bırakır.(Suat Yıldırım Meali), 
“Allah'ın izni olmadıkça hiç kimse inanamaz. O, aklını kullanmayanlara kötü bir azab verir.” (Diyanet Meali), 
“Allah'ın izni olmadan hiç kimse inanmaz ve (Allah) pisliği (huzursuzluğu, azabı), akıllarını kullanmayanların üzerine kor.” (Süleyman Ateş Meali),
“Allah'ın izni olmadıkça hiç kimse inanamaz. Düşünüp akıl etmeyenlere de azap eder.” (Abdulbaki Gölpınarlı Meali),

Mealleri ışığında ele alındığında;
Allah'ın (c.c.), akıllarını kullanmayanları iğrenç bir duruma sokacağının, yani kirli halleriyle baş başa bırakacağının bildirdiği; 
Allah Teâlâ, yaşadığı süreçte; seçme kararını verecek olanın  insan olduğunu; bir başka anlatımla, insanın imanla ilgili sorumluluğunun akıl nimetini yerli yerince kullanıp kullanmamasından kaynaklandığını açıkça ortaya koymaktadır.
Allah’a (c.c.) iman ettik derken, gerçekte iman etmenin dışında bir yaşam tutmanın, nefsin tatminine odaklanırken, egonun baskısına yenilip, Allah’ın emir ve yasaklarını bilmekle beraber, ona muhalif davranışlarda beis görmeyen, bu yönüyle de aklını kullanmayan, terörün yarattığı toplumsal kaos yaratanların neden olduğu bir hali yaşıyor, yaşadığımız zulmün sonucunda yakılan ağıtları, ciğerleri dağlayan çığlıkları, kulaklarımız sağır oluncaya dek dinlemeye devam edeceğiz gibi…
Ancak bu hal kader değildir. Kendi mukadderatıyla ilgili aklın kullanılması en büyük ilaç olacaktır. 
Bu açıdan hepimizin;  Yüce Allah’ın (c.c.) Kur’an-ı Kerim’de “haksız yere cana kıymayı haram kıldığını, böyle bir eylemin cezasının “ebedi kalınacak cehennem olduğunu bildirdiği” ayetin mesuliyeti altında manevi yükün çok çok ağır olduğunu unutmadan,  devlet adamlarımızı ve gözü yaşlı aziz milletimizi, bölge insanları üzerinde derin tesiri olan; Kanaat Önderlerini, Değerli Seydalarımızı, Dedelerimizi, Pirlerimizi, Medrese Âlimlerimizi, Tarikat, Cemaat, Cemiyet Önderi olan değerli büyüklerimizi, ebedi alemde hüsrana uğramamamız için;toplum mühendisliğine soyunan kalemşorların yazdıklarını okumadan,konuşmalarını dinlemeden bir araya gelmeye, "teröre karşı tek yürek" olmak zorunda olduğumuzu yaşadığımız çevreye anlatmaya, bu yolda el ele vermeye, omuz omuza insanlarımızı aydınlatmaya mecbur olduğumuzu hatırlatmanın vicdani bir mesuliyet olduğu kanaati içerisinde, Allah’tan (c.c.) yardım ve inayet diliyorum.

Metin AKGÜN
Maarif Müfettişi
Eğitimde Kaliteyi Geliştirme Derneği Genel Başkanı

harputsancakhaber23@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
09Eyl
25Ağs
01Ağs

Kurban Bayramının Fazileti

22Tem
28Haz